ARABULUCULUK TUTANAĞININ İPTAL NEDENLERİ
1-Arabulucuğun temel ilkelerinden olan iradilik ilkesi ihlal edilirse,
2-Arabulucunun açılış konuşması yapmaması, tarafları aydınlatmaması, güç dengesini gözetmemesi, taraflardan birinin yerinde görüşmelerin yapılması gibi tarafsızlığı etkileyen durumların olması (Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 9 “(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.”, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 11/(1) “Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.” , Yönetmelik m. 17/6 “Arabulucu, arabuluculuk sürecini yürütürken tarafların temel çıkar ve gereksinimlerini ortaya koymaları ve bu doğrultuda menfaat temelli anlaşma sağlamaları için çaba gösterir” hükmü doğrultusunda Arabulucu tarafların menfaatini gözetmekle yükümlü olup, taraflara süreç hakkında her türlü bilgiyi vermekle yükümlüdür.)
3-Arabuluculuk son tutanağının açık ve net yazılmamış olması (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2019/3610 E., 2019/10073 Karar numaralı ilamı ile arabulucunun anlaşma hususlarını tek tek sayması ve detaylı bir şekilde yazması gerektiğine karar verilmiştir.)
4-Arabulucu tarafından dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmesi, uyuşmazlık kalemlerinin net belirlenmemesi
5-Arabulucunun süreci bizzat yönetmemesi (Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 9 “(1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.)
6-Anlaşma belgesinin ibraname amacıyla düzenlenmiş olması (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2019/3694 E., 2019/13040 K., 11/06/2019 tarihli kararında, “Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği de dikkate alınarak .... kararlarının BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.”)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/8404 E., 2022/12594 K.,17.10.2022 tarihli kararında,
“Arabulucu tarafından düzenlenen 21/01/2019 tarihli “Hukuk Uyuşmazlıklarında İhtiyari Arabuluculuk Son Tutanağı” başlıklı belgenin incelenmesinde; davacı ve davalıların yapılan müzakere sonucunda kıdem ve ihbar tazminatları, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma, yıllık izin ve hafta tatili ücretleri hususunda anlaştıkları ve işçinin başkaca alacağı kalmadığını kabul ettiğini belirtir tutanağı imzaladığı görülmektedir. Davacıya ait hizmet döküm cetveli incelendiğinde, davacının 12/01/2019 tarihinde çıkışının yapıldığı ve 09.02.2019 tarihinde dava dışı … İnş. Nak. Mad. San. Tic. Aş – … … San. Tic. Aş. nezdinde işe girişinin bildirildiği görülmektedir. İş ilişkisi devam ederken düzenlenmesi sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmesi karşısında uyuşmazlığın çözümü bakımından bu iddia kapsamında değerlendirme yapılarak arabulucu tarafından düzenlenen 21/01/2019 tarihli anlaşma belgesine değer verilip verilemeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için Mahkemece yapılması gereken …; davacının davalılar nezdinde geçen çalışmasının kesintisiz olup olmadığının ve 09/02/2019 tarihinde çalışmaya başladığı dava dışı Şirketin davalılara ait grup şirketlerinden biri olup olmadığının araştırılması ve dava dışı Şirket ile davalı Şirketler arasında birlikte istihdam durumunun bulunup bulunmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesidir. Bunun için tüm taraf delilleri toplanmalı ve bildirilen taraf tanıkları dinlenmelidir. Diğer yandan 6325 Sayılı Kanun’un “Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi” kenar başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığında şüphe edilmesini gerektirecek önemli hal ve şartların varlığı halinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür”. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığının hazırladığı Arabulucular Etik Kuralları’nın 4. maddesinde, arabulucu ile taraflar arasında herhangi bir menfaat ilişkisi veya çatışmasının bulunmaması gerektiği açıklanmıştır. Arabulucu kendisi tarafından makul koşullarda bilinebilecek ve tarafsızlığı hakkında şüphe uyandırabilecek doğmuş veya doğabilecek menfaat ilişkisi veya çatışmasının varlığı hâlinde mümkün olan en kısa süre içinde tarafları bilgilendirmelidir. Arabulucunun aynı zamanda diğer tarafın avukatı olduğu hususunda özellikle davacı tarafın açıkça bilgilendirildiğinin ve buna rağmen arabuluculuk görüşmelerine devam etmek istediğinin ispatı gerekir. (Dairemizin 11…..2019 tarihli 2019/3698 Esas ve 2019/13044 Karar sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta; arabulucunun davalı Şirketlerin avukatı olarak görev yaptığı iddia edildiğine göre bu iddia da araştırılmalı ve sonucuna göre değerlendirme yapılmalıdır. Yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda, anlaşma belgesinin geçerli olmadığı kanaatine varılması hâlinde davacıya 31/01/2019 tarihinde yapılan ödemenin avans olarak kabul edilmesi ve faiziyle birlikte (eğer var ise) esasa girilerek yapılan değerlendirme sonucu tespit edilen feshe bağlı alacaklardan mahsubu gerektiğinin dikkate alınması gerekmektedir. Son olarak belirtmek gerekir ki 21/01/2019 tarihli anlaşma belgesine değer verilmesi durumunda dahi bu belgede asgari geçim indirimi alacağı konusunda bir anlaşma olmadığı görülmektedir. Davacı dava açmadan önce dava şartı olan arabuluculuk kapsamında bu talep için de arabuluculuk faaliyetini gerçekleştirmiştir. Şu hâlde asgari geçim indirimi alacağı talebinin esasına yönelik değerlendirme yapmak yerine 21/01/2019 tarihli anlaşma belgesine atıfla bu alacak kaleminin de reddi isabetli olmamıştır.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/25300 E., 2016/21744 K. sayılı kararında,
“...işveren ve işçi arasında, işçilik alacakları konusundaki uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarih ve ibra beyanının içeriği dikkate alındığında, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir zamanda uyuşmazlık konusu olmadan ve işçinin başvurusu bulunmadan ibra niteliğinde arabuluculuk tutanağı düzenlemişlerdir. Alınan bu ibra niteliğindeki tutanak, tarih ve içeriği itibariyle arabuluculuğa ve niteliği itibariyle de cebri icraya elverişli değildir.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2019/3694 E., 2019/13040 K., 11/06/2019 tarihli kararında,
“Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği de dikkate alınarak .... kararlarının BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/436 E., 2022/1380 K., 07/02/2022 tarihli kararında,
“Dava, ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalıya ait işyerinde satın alma şefi olarak çalışırken 17/04/2020 tarihinde işverence görevinin değiştirildiği, davacının bu görev değişikliğini kabul etmeyerek kıdem tazminatı ödenmesini talep ettiği ve işverence talebin kabul edilerek 28/04/2020 tarihinde işten çıkışının yapıldığı anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin feshi sonrasında davalı talebi üzerine tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurduğu ve 29/04/2020 tarihinde anlaşıp, anlaşma belgesini imzaladıkları, belge içeriğinde bir kısım tazminat ve alacaklara karşılık davacıya net 98.878,75 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacının irade fesadına yönelik “baskı, yıldırma ve zorlama” iddialarıyla ilgili ise ispata yönelik somut tanık anlatımları olmadığı gibi başkaca da delil sunulmamıştır. Öte yandan arabuculunun “tarafsız olmadığı” iddiası da ispatlanmamıştır. Mahkemece, arabulucu önünde yapılan anlaşmanın ibra niteliğinde olduğu, ibraya ilişkin hükmün emredici nitelikte bulunduğu ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 1. maddesi uyarınca tarafların ancak üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuda arabulucuya gidebilecekleri hususun düzenlendiği, ibra niteliğinde belge üzerinde tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri bir durum söz konusu olmadığı, gerekçesiyle dava kabul edilmiştir. Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkansız hale gelir. Nitekim 6325 Sayılı Kanun'un 18/5 madde hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez.
Her ne kadar Dairemizin 11/09/2019 tarihli ve 3694-13040 Sayılı ilamında arabuluculuk anlaşma tutanağı ibra hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş ise de, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 07/07/2020 tarih ve 173 Sayılı kararı ile aynı uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapmakla görevli 22. Hukuk Dairesinin kapatılması ve tüm işlerinin Dairemize devredilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirmede yukarıda belirtilen sonuca varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
