Aşı, insanları hastalıklardan ve hastalıkların neden olduğu sonuçlardan koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır. Vücut bu şekli ile kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma geliştirir. Böylece vücut mikropla karşılaştığında önceden geliştirdiği savunma sistemini kullanarak mikropla savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Oluşan bağışıklama genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır. Genel anlamda aşıların tarih boyunca çok fazla zarar veren ve ölüme neden olan hastalıklara karşı hastalık oluşması ve ölümde azalmaya yol açtığı kanıtlanmıştır. Görüldüğü gibi aşı, hastalıkları tedavi etmek amacıyla değil, hastalığa yakalandığında %90 koruma sağlamaktadır. Böylece kişinin aşıyla hastalığı ve ölümü engellenmiş olmaktadır. Dava konusu edilen Gardasil 9 aşısı ise hem genital siğillerin önlenmesinde hem de rahim ağzı ve penis kanserinin önlenmesinde oldukça faydalıdır. HPV 9’lu aşı Türkiyeden de temin edilebilmesine rağmen ücretsiz olmadığı gibi zorunlu aşı takviminde de yer almaktadır. Ülkemizde HPV Aşısı olunması yönünde herhangi bir eğitim ve bilinç de topluma aktarılmamaktadır. Erkeklerin %90’ının, kadınların ise %80’inin hayatlarının bir döneminde en az bir HPV tipi ile mutlaka karşılaştığı ve dünyada artan kanser vaka sayısı düşünüldüğünde, dava konusu edilen aşının halen ulusal aşı takvimine alınmamış olmasıi SGK'nın bu aşıyı karşılamaması sağlık hakkı ihlalidir. Zira HPV’nin dokuz türüne karşı koruma sağlayan Gardasil 9’lu aşının kullanımı çok önemli olup HPV enfeksiyonunu ve rahim ağzı kanserini önlemede güvenli ve etkili bir aşıdır. Rahim ağzı kanserine karşı %100’e yakın koruma sağlayan HPV aşısının ücretsiz olması gerektiği, cinsel sağlığın herkesin hakkı olduğu tartışmasızdır. Aşılama, kişi cinsel olarak aktif hale gelmeden ve HPV'ye maruz kalmadan önce yapıldığında en iyi sonucu vermektedir. Bu nedenle aşının tedavi edici etkisinin bulunmadığı hususu bir gerekçe değildir. Önemli olan aşının önleyici etkisinin bulunmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü; HPV virüsüne karşı aşının önemine vurgu yaparak, aşının tüm yaş grupları için farklı bir dozu olduğunu belirtmekte, aşı olması gereken en önemli yaş grubunun ise 9-14 yaş aralığındaki genç kızlar olduğunu, 2023 yılı itibarıyla dünya çapında 6 adet HPV aşısı mevcut olduğunu belirtmektedir. DSÖ, aşının HPV enfeksiyonunu ve rahim ağzı kanserini önlemede güvenli ve etkili olduğu konusuna dikkat çekmekte ve yaklaşık 125 ülke, dünya çapında 9-14 yaş arası her üç kız çocuğundan birine erişimi sağlanan HPV aşılarını uygulamaktadır. Rahim ağzı kanserinin ülkemizde de sıklığı devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), rahim ağzı kanserini ‘önlenebilen bir ölüm nedeni' olarak tanımlamaktadır. Nedeni tamamen bilinen ve önlenebilen tek kanserdir. Bugün rahim ağzı kanserinin yüzde 99.7'una HPV enfeksiyonunun neden olduğu bilinmektedir. Virüsün hücrelerde kansere dönüşüm olaylarını başlattığı bilinmektedir. Son 20 yılda üzerinde yoğun yapılan çalışmalar göstermektedir ki bu virüsün bulaşmasını önleyecek bir koruyucu tıp yaklaşımının kanser ve öncülü hastalıklarını belirgin şekilde azaltmaktadır. Yüksek riskli HPV tipleriyle karşılaşan bir kadının rahimağzı kanserine yakalanma olasılığı, HPV ile karşılaşmayan kadınlara göre 300 ile 400 kat artmış olarak bildirilmektedir. İlk cinsel deneyimini yaşayan bir kadının bu virüsü kapma olasılığı %80 dir. HPV ve özellikle rahimağzı kanserine sebep olan yüksek riskli HPV tipleri (Tip 16, 18, 31, 33, 35, ...) büyük oranda yetişkin hayatta eşlerden birbirine bulaşır. Özellikle kadınlarda daha sık olmak üzere cinsel bölgede siğillere ve rahimağzının, dış cinsel bölge ve üreme yollarının kansere dönüşebilen hastalıklarına yol açabilir. Kadın üreme yolunun kanserlerine sebep olan yüksek riskli HPV tipleri cinsel yolla bulaştıktan sonra kansere dönüşümü başlatabilmekte, özellikle bizim ülkemiz gibi smear taramasının tüm ülkede devlet tarafından düzenli olarak her kadına sunulmadığı ülkelerde bu virüslerin neden olduğu kötü sonuçlar ancak kanser oluşup ilerleyip şikayetlere neden olduktan sonra yani çok geç olduktan sonra fark edilmektedir. DSÖ, 15 yaşından önce cinsiyet fark etmeksizin tüm çocukların en az %90'ı aşılanabilirse, kadınlar 35-45 yaşlarında en az 2 HPV testi yaptırırsa ve kanser öncesi lezyonlar ile kanserlerin %90'ı tedavi edilirse 2120 yılında rahim ağzı kanserinin tüm dünyadan yok olacağını açıklamıştır. Bugün için Dünyada 5 , Türkiyede 3 çeşit HPV aşısı bulunmaktadır. Bunlar 2, 4 ve 9 tip HPV virüsüne karşı etkilidirler ve DSÖ tüm aşıları kansere karşı eşit koruyucu olarak kabul etmektedir. Çocukluk çağından itibaren başlayarak kız çocuklarının ve hastalıkla karşılaşmamış genç ve yetişkinlerin aşının koruma şemsiyesi altına alınması ile HPV ile mücadele tıp dünyasının amaçlarındandır.
Türkiyede 15-44 arası yaştaki kadınlarda görülen 5. sıklıktaki kanser türüdür. Her gün 7 kadına rahimağzı kanseri tanısı konmakta ve bunların 3 tanesi kaybedilmektedir. Anlaşılacağı üzere rahimağzı kanseri ölümcül bir hastalıktır ancak korunmak mümkündür. Rahimağzı kanseri bölgenin anatomisi nedeniyle çok erken dönemde yayılım yapar ve cerrahi tedavi seçeneği ortadan kalkar yan, tanı konulduğunda pek çok vaka için geç kalınmıştır. ÖNLEMEK İÇİN BİR AŞISI OLAN HİÇBİR HASTALIKTA DİĞER KORUYUCU YA DA TEDAVİ EDİCİ YÖNTEMLERİN HİÇBİRİ AŞI KADAR UCUZ, ETKİLİ VE YARARLI DEĞİLDİR. KANSER ÖNCÜLÜ HASTALIK AŞAMASINDA KANSER OLMADAN SAPTANMASI BELİRSİZ VE MUĞLAK SİSTEM NEDENİYLE GARANTİ OLMADIĞI GİBİ SAPTANMASI HALİNDE DE DONDURMA, YAKMA, RAHİM AĞZINI KESEREK ALMA GİBİ TEDAVİLERE MECBUR KALINACAĞI BU DURUMUN DA AŞIDAN DAHA PAHALIYA MÂL OLDUĞU AÇIKTIR.
ABD'de 12 yaş tüm kızların HPV için aşılanması durumunda bu grubun (aşılı, 12 yaş kızlar) yaşamları boyunca olası 200000 HPV enfeksiyonu, 100000 anormal rahim ağzı sitolojisi ve 3300 rahim ağzı kanseri vakasının engellenmiş olabileceği tahmini yapılmıştır.
HPV aşısının bulunmasının üzerinden bugüne dek 19 yıl geçmiş ve yapılan çalışmalar aşının etkinliği ve güvenilirliğini kanıtlamış, aşı kullanımı sonrası 10 yıllık veriler incelendiğinde HPV 16,18 yaygınlığında azalma, CIN II lezyonlarında azalma görülmüştür. Gardasil aşı, hem genital siğillerin önlenmesinde hem de rahim ağzı ve penis kanserinin önlenmesinde oldukça faydalıdır. SGK tarafından sigortalı hastalara sağlanacak tedavi edici ve koruyucu hizmetler ve bu hizmetlerin niteliklerine ilişkin uluslararası ve ulusal mevzuatlar, HPV aşısının bedelinin karşılanmasının devletin bir yükümlülüğü olduğuna dayanak teşkil etmektedir. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde sağlık hakkı açıkça düzenlenmemiş ise de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında ve Ek Protokoller’de güvence altına alınmış olan yaşam hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, özel ve aile hayatına saygı hakları çerçevesinde değerlendirmiştir. Sağlık hakkı aynı zamanda Anayasa kapsamında kişinin yaşam hakkı, beden ve ruh sağlığını koruma ve bu konuda tedbirlerin alınmasını isteme hakları ile sosyal devlet ilkesi içerisinde yer almaktadır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi 16 Temmuz 2010 tarihli 2010/29 Esas ve 2010/90 Karar sayılı kararında: "Kişilerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmelerinin mutlu ve huzurlu olabilmelerinin başlıca şartı, ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerine ulaşıp bu hizmetlerden yararlanabilmeleridir. Devlet için bir görev ve kişiler için de bir hak olan bu amacın gerçekleştirilmesine, bu haktan yararlanmayı zorlaştırıcı ya da zayıflatıcı düzenlemeler Anayasa’ya aykırıdır. Sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı, mahiyeti itibariyle ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple, sağlık hakkının etkili şekilde kullanılabilmesi için bireylere sosyal güvenlik haklarının tüm güvenceleri ile tanınması gerekmektedir." şeklinde görüş bildirmiştir.
Anayasa’nın 17., 56. ve 60. maddeleri ile bireylere sağlanan yaşam hakkı, beden ve ruh sağlığını koruma ve bu konuda tedbirlerin alınmasını isteme hakları ve yine Anayasa’da yerini bulan sosyal devlet ilkesidir. Sağlığın tekelleştiği bir dönemde özellikle de kadın ve çocuk sağlığı açısından dezavantajlı bir konumda bulunan müvekkil için ileride oluşabilecek birtakım kanser türlerinden korunmak amacıyla HPV aşısının diğer birçok ülkede olduğu gibi ücretsiz olması gerekirken ve çocuklar açısından zorunlu olması her şeyden önce aynı zaman da bir halk sağlığı problemi olmasına karşın SGK tarafından karşılanmadığından ödenen ve faturalandırılan .....-TL'nin iadesi ile Davalı Kurum’un .... tarih ve ... sayılı kararının iptali gerekir.
Devletin sağlık politikası ile düzenli aşılama, düzenli tarama ve kontrol ile yakın gelecekte neredeyse sıfırlanabilecek rahim ağzı kanseri için mücadele etmek aslında sadece kadın sağlığı açısından mücadele demek değil kadın, erkek, çocuk herkesi etkileyebilecek bir virüsün yayılması ile de mücadele etmek demektir. Aşıya ulaşabilen şanslı bir azınlığın bu virüs nedeni ile oluşabilecek kanser türlerinden kendisini ve çocuğunu koruyabilmesi de tam olarak bu noktada hem sınıfsal hem de toplumsal cinsiyet eşitsizliği barındıran bir meseledir. Bu konuda 2022 yılının 3. Ayında açılan Yağmur Varkal davasında mahkeme SGK’yı haksız bulmuş ve aşıyı kendi imkânlarıyla alan davacıya bu bedelin geri ödenmesine Mayıs 2023 tarihinde karar vermiştir. Yine Ankara 62. İş Mahkemesi 2022/73 E., 2022/208 K. Sayılı dosyasında da, rahim ağzı kanserine karşı koruyuculuğu olan HPV aşısını kendi imkanlarıyla satın alıp yaptıran davacıya aşı bedelinin iade edilmesine 13/10/2022 tarihinde karar vermiştir. Yine İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2022 1891 E . 22/03/2023 tarihli ve İzmir 12. İş Mahkemesinin 2022/534 E., 2023/192 K. kararında aşı bedelini kendi imkanlarıyla karşılan davacıya bedelin iadesine karar verilmiştir. Bu hususta emsal karar çok olup davada haklılığımız sabittir.
Özellikle bu tür davalarda Hekim bilirkişi tarafından rapor tesis edilmesi önem taşımaktadır. Bu nedenle eczacı bilirkişiden rapor alınmamalı, dosyanın Jinekoloji Onkoloji ve Kadın Hastalıkları uzmanından rapor tesis edilmesi gereklidir.
SAĞLIK BAKANI PROF. DR. KEMAL MEMİŞOĞLU'NUN YAPTIĞI, HPV AŞISININ 2025 YILI SONUNDA ÜCRETSİZ OLARAK UYGULANMAYA BAŞLANACAĞI VE AŞI İLE KANSER İLAÇLARINA YÖNELİK YERLİ ÜRETİM VE AR-GE ÇALIŞMALARININ DESTEKLENECEĞİ YÖNÜNDEKİ AÇIKLAMALARI HUZURDAKİ DAVAMIZIN DA KABULÜ YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİNİN GEREKLİLİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR.
Ekonomik koşulların günden güne kötüleştiği ülkemizde, aşının maliyetinin artması ve gelecekte de artacağı göz önünde alındığında, Anayasadan kaynaklı yaşam ve sağlık hakkı gereğince ve sosyal devlet ilkesi çerçevesinde, etkinliği bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuş olan HPV aşılarının sigorta tarafından karşılanması zorunludur. Sonuç olarak Anayasa m. 2, 5, 17, 56, 60, 65 ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 62 ve m. 63 kapsamında, birey ve toplum sağlığı bir bütün olarak değerlendirilmeli ve kendi imkanlarıyla Gardasil9 ilacını karşılayan müvekkile bu bedelin iadesine karar verilmesi gerekmektedir. HPV aşısı bir lüks değil, aksine haktır.
